Tag Archives: klasik müzik

Viyana Seyahatinin Ardından

Nisan 2025’in sonunda beş gün için Viyana’da bulundum. Bu yazıyı dönüşten yaklaşık üç buçuk ay sonra yazıyorum (Yayınladığım tarih çok daha geç). Aslında döndüğüm gibi, anılarım daha tazeyken, yazmak istemiştim fakat içimde yazmaya dair heyecan şimdi oluştu. Belki biraz demlenmesi gerekiyordu, belki de sadece üşengeçlik. Döndüğüm gibi yazsaydım nasıl gittim, nerede kaldım, nereleri hangi gün gördüm; bunları yazacaktım. Bu gibi konuları yazmak istemedim. Şimdi biraz daha hissettiklerimi düşündüklerimi yazmak istiyorum.

Gitmeden önce garip hisler içindeydim. Her seyahatte benzer çelişkili ruh halini yaşıyorum. Bir yanda yeni bir yer görecek olmanın çekiciliği, bir yanda ise sebebini anlayamadığım ama derinlerde hissettiğim bir rahatsızlık. Fakat bu sefer olumsuz taraf başta daha ağır basıyordu ve kendimce makul gerekçelerim vardı. Fakat her atılan adımla olmasa da her açılan kapıda endişelerim azalarak bitti.

Hayatımda ilk kez gezmek amacıyla yurtdışına bu seyahatte çıktım. Şimdi başka bir ülkede kendi istediğim yerleri ziyaret etmek için bulunuyordum. Bu iş için de kendi bütçeme göre hatırı sayılır bir meblağ harcamıştım ve bunun karşılığını almak için bedenimde bir takım fedakarlıklarda bulunmalıydı. Zaten bu özveri hepi topu beş gün sürecekti, sonrasında normal tempoya dönecektim. Açıkçası tekrar düşündüğümde bu yoğun performans bedenimi korktuğum kadar zorlamadı ve bunu yaptığım için pişman değilim. Fakat, hem zaman hem de bütçe açısından daha rahat bir seyahate imrenmediğimi de söyleyemem. Daha yavaş bir akışta, zihne ve ruha gördüklerini/duyduklarını sindirmek için daha müsamahakar, bedene ise hazları daha uzun yaşarken tazelenmek için cömert davranan bir takvim tecrübemi daha da parlatırdı.

İdeallerin realize edilebildiğini görmek biraz buruk tatlar bıraksa da son noktada güzel. Yaşayamasam da görebilmek ve gözlemlerinden kalanlarla daha yoğun hayal edebilmek dahi mutluluk verici. Kitaplarda okuyup, ekranlardan veya sayfalardan seyrettiklerini vasıtasız temaşa etmek etkileyici. Kelimelerle tanıdığın yazarların gezdiği sokaklarda dolaşmak insanı bir başka boyutta/eksende daha algılamak ufuk açıcı. Klasikleşmiş notaları ilk çınladıkları mekanlarda işitmek hazzı katmerleyici.

Beş günde bu şehirde deneyimlemek istediklerimi yetiştiremedim. Tekrar ziyaret etmek için hala çok geçerli sebeplerim var. 

BSO 2025 Yeni Yıl Konseri’nin Ardından

Bu senenin yeni yıl konserini Bilkent Senfoni Orkestrası’ndan dinledim. Cumartesi akşamına bilet yakalayamadığım için özel zamanlar hariç tercih etmediğim pazar akşamı seansına katıldım. Senfonik müzik ile ilk tanıştığım salon olmasının da etkisi ile Bilkent Konser Salonu’na her daim bir yakınlık hissetmişimdir. Bu ziyaretimde de eve gitme sıcaklığını hissettim. Bu konser vesilesi ile ilk kez bu salonda balkondan dinlemeyi de tecrübe etmiş oldum. Balkonun doğası gereği ve sıraların yükseltili olması ile salon katına göre sahneye daha hakim hissettiğiniz bir görsellik sunduğunu söyleyebilirim.

Ana konser öncesinde fuayede müzik lisesi öğrencilerinin dinletileri ile geceye ısındık. Konserde orkestraya solist olarak bir soprano eşlik ediyordu. Enstrümantal eserler daha yüksek tempolu iken sopranonun dahil olduğu eserlerin düşük tempolu seçilmesi sanırım sanatçının parlamasının biraz önüne geçmiş oldu. Programda Summertime’ı dinlediğimde aynı salondaki Cem Adrian performansı aklıma geldi. Cem Adrian caz formatında söylerken, bu sefer eseri orjinal halinde, opera formatında dinleme fırsatı yakaladık.

Bu keyifli konserin ardından umarım 2025 yılında da bir çok güzel konser dinleme imkanım olur. Belki de önümüzdeki yılın konseri için Viyana’ya gideriz.

CSO & Mariinsky Tiyatrosu Senfoni Orkestrası Ortak Konseri’nin Ardından

Hafta içi olmasına rağmen bu farklı konseri kaçırmak istemedim. Konseri dinlemek için beni motive eden birkaç başlık vardı. Bunlardan ilki, bu büyüklükte yabancı bir orkestra, tabir yerinde ise, ayağıma kadar gelmişti. Buna ek olarak, Rusya klasik müzikte ekol ülkelerden birisi ve misafir orkestra da bu ülkenin en prestijli organizasyonlarından birisi. Çalınacak eser ile icracı topluluğun ilişkisi de beni heyecanlandıran bir başka nokta oldu. Konserde Şostakoviç’in Leningrad senfonisi çalındı. Bir şehrin işgalden kurtuluş mücadelesini anlatan bu eseri o şehrin orkestrasından dinlemek konsere ayrı bir hikaye katıyordu. Son olarak ise konseri şef Valery Gergiev’in yönetecek olması da benim için konseri ilginç hale getiren konulardan birisiydi. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Münih Filarmoni Orkestrası’ndan kovulması ve önemli festival ve salonlardaki performanslarının düzenleyiciler tarafından iptal edilmesi ile gündeme gelen meşhur şefin yönetimine şahitlik etmek istedim.

Biletleri günler öncesinden tükenen konserin, bir çoğunun Rus olduğunu düşündüğüm önemli sayıda yabancı dinleyicisi de vardı. Kalabalık seyirciye mukabil icracı sanatçılar da bir hayli çoktu. Tam sayıyı bilmemekle birlikte, zannediyorum ki elli kadarı yaylı olmak üzere yüzün üzerinde enstrümandan oluşan bir orkestrayı dinledik. Yaklaşık yetmiş beş dakika kadar süren eserin ilk kısmında kimi zaman yüksek, sonunda ise daha zayıf çalan melodi aklımda en çok kalan yer oldu. Arasız uzun olan eserleri dinlemek benim için biraz güç oluyor. Özellikle kırkıncı dakikadan sonra düşük tempolu kısımlar varsa konsantrasyonumu kaybetmeye başlıyorum. Leningrad’da da benzer durumla karşılaştım. Sonuç olarak dinlemekten keyif aldığım güzel bir konseri daha geride bırakmış oldum.

Dore ve Mimi Konseri’nin Ardından

İlk senfoni konserimi üniversiteyi kazandığımda, oryantasyon kapsamında Bilkent Senfoni Orkestrası’ndan dinlemiştim. Sıkıcı olacağı düşüncesiyle ön yargılı olarak ama bir taraftan da içimde merakla gitmiştim konsere. Bildiğimiz manada bir konser değildi, senfoni nediri, nasıl dinleniri anlatan açıklamalı bir konserdi. O konser, benim klasik müziğe olan ön yargımı kırmaya yetti. Müptelası olmasam da ilk tanışıklığın ardından fırsat buldukça, yılda bir iki konser dinledim. 

Benim onsekiz yaşında yakaladığım yüz yüze klasik müzikle tanışma fırsatını, oğlum beş yaşında yakaladı. 26 Aralık 2021 tarihinde ailecek Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Senfonik Çalgılar Konseri’ni dinledik. Konser yeni inşa edilen binanın ana solununda idi. Konserin yanında bu güzel mimari eseri görmek ve deneyimlemek de ayrıca keyifliydi. Her gün görmeye alışık olduğumuz yapılardan ayrılan tasarımıyla orkestra binası, içine girdiğimde havamı değiştirdi. İçerde iki konser salonuna ek olarak, hediyelik eşya satış mağazası, müze ve kafe mevcut. Binanın altında kapalı otoparkı var, Cermodern’in önündeki açık otoparkı da kullanmak mümkün.

Konserin gerçekleştirildiği ana salonun içi de geniş ve etkileyiciydi. Konser belirtilen saatinden 15 dakika geç başladı, sanırım çocuklara yönelik bir konser olduğu için geç kalanların olabileceğini düşünerek böyle bir karar alınmış. Fakat, zamanında gelen çocukların da bekleme konusunda bir yetişkin kadar tahammül sahibi olamayacağı gözden kaçırılmış. Konserde Dore ve  Mimi YouTube kanalındaki müzik aletleri için bestelenmiş şarkılar çalındı, söylendi. Müzisyenlerin ne kadar iyi olduklarını söylememe gerek yok sanırım. Tüm program çocukların ilgisini celbedebilecek etkileyicilikte tasarlanmış, en azından beş yaşındaki oğlum tüm programı sıkılmadan ve ilgiyle takip etti. 

İnanıyorum ki bu konseri dinleyen çocuklardan ilerde iyi müzisyenler çıkacaktır. Outliers kitabından anladığım kadarıyla Ankara’dan önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde alışılmışın dışında başarıya sahip bir müzisyen  çıkacaksa, onunla aynı salonda konser dinlemiş oldum. Bildiğim kadarıyla, bu konser serisi 2022 yılı içersinde çalınmaya devam edecek. Umarım sadece Ankara’da kalmaz ve diğer şehirlerimizde de çocuklar klasik müzikle tanışma fırsatı yaklarlar. Düzenleyenler bu ilk konserden dünya prömiyeri olarak bahsettiklerine göre bunu uluslararası sahaya da taşıma vizyonuna sahipler. Diğer ülkelerde böyle bir konser/etkinlik sahnelenmiş midir bilmiyorum ama 23 Nisan gibi çocuklara adanmış bayrama sahip topraklardan, sınırları aşacak çocuklar için hazırlanmış bir performans çıkması beni tekrar gururlandırır.