Category Archives: Uncategorized

Ecological Inference

As a customer, special promotions offered by companies makes me happy. Since companies are aware of that they try to know their customer better, learn more about them to define promotions suit well to them. On the other hand, as a customer I do not want to give my personal information to companies. Since the most of the citizens have similar intention about their personal information, there are regulations about that such as GDPR in EU Zone and KVKK in Turkey. Despite to two attitude of customers seems contradictory, the companies which consider customer is always right and work on to solve paradox will be the winner.

Ecological inference method is a promising solution alternative to the problem. The method tries to get individual level behavior from aggregated data. To solve problem several statistical approaches are offered. Since different individual behaviors can result in same aggregate data it is not possible to solve problem with exact results. In literature mostly problem is defined on voting behavior of different groups. Gary King has remarkable studies on topic and published several books and papers.

There is a library called PyEi is available on GitHub. It allows you to easily benefit from ecological inference method by python. There are several models for inference in the library, one can select most suitable for their need. Output of the inference is in the format of percentages. Then you can generate flowing values from referencing to your original data. My favorite visualisation technique to present ecological inference result is Sankey diagram. It clearly shows flowing amount from origin to destination. 

I failed to find an open source data to use ecological inference in marketing context. I hope to share a tiny study about that when I discover a convenient open source data.

Dore ve Mimi Konseri’nin Ardından

İlk senfoni konserimi üniversiteyi kazandığımda, oryantasyon kapsamında Bilkent Senfoni Orkestrası’ndan dinlemiştim. Sıkıcı olacağı düşüncesiyle ön yargılı olarak ama bir taraftan da içimde merakla gitmiştim konsere. Bildiğimiz manada bir konser değildi, senfoni nediri, nasıl dinleniri anlatan açıklamalı bir konserdi. O konser, benim klasik müziğe olan ön yargımı kırmaya yetti. Müptelası olmasam da ilk tanışıklığın ardından fırsat buldukça, yılda bir iki konser dinledim. 

Benim onsekiz yaşında yakaladığım yüz yüze klasik müzikle tanışma fırsatını, oğlum beş yaşında yakaladı. 26 Aralık 2021 tarihinde ailecek Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Senfonik Çalgılar Konseri’ni dinledik. Konser yeni inşa edilen binanın ana solununda idi. Konserin yanında bu güzel mimari eseri görmek ve deneyimlemek de ayrıca keyifliydi. Her gün görmeye alışık olduğumuz yapılardan ayrılan tasarımıyla orkestra binası, içine girdiğimde havamı değiştirdi. İçerde iki konser salonuna ek olarak, hediyelik eşya satış mağazası, müze ve kafe mevcut. Binanın altında kapalı otoparkı var, Cermodern’in önündeki açık otoparkı da kullanmak mümkün.

Konserin gerçekleştirildiği ana salonun içi de geniş ve etkileyiciydi. Konser belirtilen saatinden 15 dakika geç başladı, sanırım çocuklara yönelik bir konser olduğu için geç kalanların olabileceğini düşünerek böyle bir karar alınmış. Fakat, zamanında gelen çocukların da bekleme konusunda bir yetişkin kadar tahammül sahibi olamayacağı gözden kaçırılmış. Konserde Dore ve  Mimi YouTube kanalındaki müzik aletleri için bestelenmiş şarkılar çalındı, söylendi. Müzisyenlerin ne kadar iyi olduklarını söylememe gerek yok sanırım. Tüm program çocukların ilgisini celbedebilecek etkileyicilikte tasarlanmış, en azından beş yaşındaki oğlum tüm programı sıkılmadan ve ilgiyle takip etti. 

İnanıyorum ki bu konseri dinleyen çocuklardan ilerde iyi müzisyenler çıkacaktır. Outliers kitabından anladığım kadarıyla Ankara’dan önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde alışılmışın dışında başarıya sahip bir müzisyen  çıkacaksa, onunla aynı salonda konser dinlemiş oldum. Bildiğim kadarıyla, bu konser serisi 2022 yılı içersinde çalınmaya devam edecek. Umarım sadece Ankara’da kalmaz ve diğer şehirlerimizde de çocuklar klasik müzikle tanışma fırsatı yaklarlar. Düzenleyenler bu ilk konserden dünya prömiyeri olarak bahsettiklerine göre bunu uluslararası sahaya da taşıma vizyonuna sahipler. Diğer ülkelerde böyle bir konser/etkinlik sahnelenmiş midir bilmiyorum ama 23 Nisan gibi çocuklara adanmış bayrama sahip topraklardan, sınırları aşacak çocuklar için hazırlanmış bir performans çıkması beni tekrar gururlandırır.

New Online Course: Intro to ML with Tensor Flow by Udacity

I have started a new online course on Udacity called Intro to ML with Tensor Flow. I applied the scholarship program of Bertelsmann Technology in October. In December they announced that I had accepted to the program. 

I just started the course and my experience so far is good. Welcome part of the course covers how to install Anaconda to setup working environment. After the welcome part supervised machine learning section starts. It covers various ML techniques such as decision trees and support vector machine. Since this course is a challenge course to determine who will get scholarship for the rest of the course, it only covers supervised learning. At the end of the challenge course there is a final assessment to find top performing 1600 candidate for the full scholarship.

I hope to learn new perspective about ML by the course and I am looking for to attend next phase. 

Changing Team in Company

This is my third team in this company. I want to write about my experiences of changing team in same company. Two transfers were totally different experiences for me. For the first one I talked with my manager to change team, but in the second one I learned that my team will be abandoned.

In the first transfer I spook with my manager and tell him to I want to work on different topics, and I want to work with new people. I was in the same team for about three and a half year and my work was repetitive for me. It was a chance for me that an organization change was planning at the same time with my talk and my manager ask me to jump a new team. We talked about the interest area of the new team and the team members, at the end of the talk accepted the offer. Since both teams were reporting to same manager it was easy to transfer in paperwork manner. I talked with heads of both units and we decided a schedule about transferring ongoing works. However, one of my colleagues from my new team was suddenly quitted the job. Therefore, I switched immediately to new team and started to work on new project.

In my second transfer, we learned that our team will be closed, and responsibilities of our team will divide to different teams. Since it was again my three and a half year in the same team, I wanted to change my work also and talked again with my manager, so I was transferred to a new team with totally different work area. I passed my subjects from previous team to three people from three different units and get new chairs in my ex-projects on behalf of new team.There are both pros and cons of skipping to new team in the same company. In my opinion the most important disadvantage is loss of carrier gains. Since it is totally new area you will be a rookie after transfer.  Another disadvantage related with the first one is almost all knowledge which you save in the previous team become useless. Adaptation to new colleagues and learning new stuff is also challenging. These challenges are disadvantages of changing team but in another perspective, I selected to transfer to a new team to learn new topics and get experience with working together with different people. Therefore, the most important pros of changing team are chance to work new issues and learning from new people. Also getting perspective of different units to same project is a plus. If you are at the same team for whole time of the project you can only see the one side of the project. However, all units have their own priorities and constraints. In short, I like to work on different topics and work with different talents so changing team for every 3 to 5 year is a pleasure for me, but one should consider his/her expectations while deciding to switch to a new team.

Covid Önlemleri Sağlığımızı Bozmuyor Mu?

Sağlığın tanımını kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma hali olarak yapıldığını katıldığım bir konferansta duymuştum. Daha sonra araştırdığımda tanımın Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapıldığını öğrendim. Zannediyorum yazının başlığını ve ilk cümleyi okuyunca bundan sonra söyleyeceklerimi tahmin etmek zor değil. Covid19’un fiziksel sağlığımızı tehdit ettiği açık bir gerçek fakat fiziksel sağlığımızı korumak adına ruhsal ve sosyal sağlığımızdan, hatta fiziksel sağlığımızdan da çok fazla ödün verdiğimizi düşünüyorum.

Tüm günü kapalı bir yerde geçirmenin insana göre olmadığını zannediyorum. Kısa bir süre, bir hafta kadar, zorlanarak da olsa buna katlanılabilir diye düşünüyorum. Fakat, bunun ötesinde sadece kapalı alanlarda kalmak benim ruhumu daraltıyor. İki ayı aşkın süredir akşamları ve hafta sonları sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Bu durum, benim gibi hafta için tam gün çalışan insanlar için açık havadan ve güneşten yeteri kadar istifade edememe anlamına geliyor. Özellikle bu sürecin günlerin en kısa olduğu döneme de rast gelmesi ile güneşi göremeden biten günler oldu. Bu aktardıklarımın ruhen sağlıklı bir yaşam olduğunu söyleyemeyiz diye düşünüyorum. Anlattıklarım psikolojik gelişimi ve dengesi iyi bir durumda olan yetişkin insanı bile huzursuz ediyorken, aynı koşulları çocukların da yaşadığını unutmayalım. Doğayla, canlılarla, insanlarla etkileşime girip yeni duyguları deneyimlemesi gereken çocuklar biz yetişkinlerden çok daha sert kısıtlamalarla karşı karşıya. Bu durum onların gelişmekte olan ruhsal sağlığını bozup belki kalıcı problemlere sebep olacak. Gün içerisinde haberlerde sürekli salgın hakkında yapılan korkutucu haberler ve temizlik üzerin çekilen, bence, aşırı dikkat ilerde çocukların anlamsız korkular yaşamasına sebep olabilir.

Pandemi tedbirlerinin sosyal sağlığını olumsuz etkilememiş bir kişi dahi olduğunu sanmıyorum. Tedbirlerin temeli insan etkileşimini azaltarak doğrudan sosyal ilişkilerimize kısıtlama getirmek üzere kurgulanmış durumda. Bu durum aynı evde yaşadıklarınız hariç olmak üzere sevdiklerinizi daha az görmek onlarla daha az etkileşime girmek anlamına geliyor. Zannediyorum ki bu durumu tam bir iyilik hali olarak tanımlamak mümkün değil, yani sağlıksız bir durum. Ruhsal sağlık konusunda bahsettiğim çocukların bundan daha fazla etkilenmesi durumu aynı şekilde, belki daha yoğun, sosyal sağlık konusunda da geçerli. Aldığımız tedbirler çocuklarımızın geleceğinde düzeltilemez sosyal sorunlara sebep olabilir.

Son olarak, fiziksel sağlığımızı daha güvenli hale getirmek için aldığımız tedbirlerin farklı fiziksel sağlık sorunlarına sebep olabilme ihtimalinden bahsetmek istiyorum. Sokağa çıkma yasakları ve birçok yerin kısıtlı çalışması sebebiyle daha az hareket eder hale geldiğimizi düşünüyorum. Hareketsizliğin kas-kemik rahatsızlıkları, obezite gibi çeşitli problemlere yol açtığı genel çevreler tarafından biliniyor. Biz Covid19’dan kaçarken pandemi öncesinde de hızla artmakta olan hareketsizlik sebepli başka hastalıklara tutulma ihtimalimizi de artırıyoruz diye düşünüyorum.

Sonuç olarak bir tehditten kaçarken sağlığımız açısından birçok yeni tehdit oluşturduğumuzu muhakkak göz önünde bulundurmalıyız ve tedbirleri gevşeterek çok daha makul seviyelere çekmeliyiz. Var olan kısıtlamaların gevşetilmesinin pandemi sebebiyle daha fazla kişinin yaşamını yitirmesine sebep olabileceğini biliyorum. Yaşadığımız problemin herkes için kazançlı olacak bir çözümü yok gibi görünüyor, bu durumda Covid19 sebebiyle daha fazla büyüğümüzü kaybetmek mi yoksa tedbirler sebebiyle fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak arızalanmış bir nesil mi çelişkisinin içindeyiz. Ben bu durumu savaşa benzetiyorum ve gelecek özgür, gelişmiş günler için maalesef şehitler vermek zorundayız diye düşünüyorum.